Okul için İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gittim. Ders kapsamında bir ödevimiz vardı. Müzeden bir eser seçip hem fotoğraflamak hem de mümkünse 3D taramasını yapmak. Başta sadece “bir görev” gibi gelmişti ama oraya gidince işler biraz değişti.
Müzeye girer girmez zaten ortam beni hemen etkiledi. Her yerden tarih fışkırıyor gibiydi. Sessiz, huzurlu ve zamanın durduğu bir yer gibiydi. Eserlerin arasından geçerken bir anda “Giyimli Kadın Heykeli” dikkatimi çekti. Çok sade ama bir o kadar da etkileyici bir duruşu vardı. Özellikle kıyafet detayları, yüzündeki ifade ve duruşu beni gerçekten etkiledi.
Bu heykeli seçmeye karar verdim. Fotoğraflarını çektikten sonra, telefonumdaki 3D tarama uygulamasını açtım ve tarama işlemine başladım. Tararken biraz heyecanlıydım çünkü detayların güzel çıkmasını istiyordum. Işığı, açıyı ayarlamak, etrafında dönüp her açıdan taramak uğraştırıcıydı ama bir o kadar da keyifliydi. Her bir kıvrımda, detayda heykelin ne kadar ince işçilikle yapıldığını fark ettim.
Bu deneyim benim için sadece bir ödev tamamlamak olmadı. Bir eserin içine bu kadar dikkatle bakınca, onunla bir bağ kuruyormuş gibi hissediyor insan. Hele ki teknoloji sayesinde bu eseri dijital olarak da kaydedebilmek ayrı bir tatmin verdi.
Müzeden çıktığımda elimde sadece fotoğraflar ve 3D tarama dosyası yoktu. Aynı zamanda tarihle, sanatla ve kendi merakımla ilgili güzel bir anı biriktirmiş oldum. Ders bahanesiyle başladığım bu ziyaret, beklediğimden çok daha özel bir deneyime dönüştü.
B. A.